Bio -404- genel entomoloji genel olarak "Böcekler bilimi"




старонка1/9
Дата канвертавання25.04.2016
Памер403.3 Kb.
  1   2   3   4   5   6   7   8   9


BIO -404- GENEL ENTOMOLOJI

Entomoloji genel olarak "Böcekler bilimi" anlamina gelir. Esas olarak, entomoloji Zoolojinin bir dali ise de yeryüzünde mevcut hayvan türlerinin 4/5' inden fazlasini oluşturan böcekler ekonomik önemleri nedeniyle de ayri bir bilim olmustur.

Böceklerin Sistematikteki Yeri: Böcekler (Classis: Insecta) Arthropoda filum'una bağlıdır (Arthros: eklemli, eklem, oynak; podos: bacaklilar).

Arthropoda Filumunun Genel Karakterleri:

1. Bilateral simetrilidirler.

2. Heteronom metamer (segment)'lidirler. Annelid'lerin aksine, vücudu olusturan segmentler ödevlerine göre gruplasarak özel biçimler gösterirler ve vücut birbirinden ayri bölgelere bölünür. Bu bölgeler:

baş: cephalo,

göğüs: thorax,

karın: abdomen' dir.

Ancak bu bölgeler bazi gruplarda birbirine kaynasmis olabilir.

3. Vücut, kitin'den olusan bir dis iskelet ile kaplanmistir. Bu kabuk seklindeki sert yapi, harekete engel olmamak için segmentler arasinda incelir ve bir eklem derisi halini alir. Büyüme sirasinda zaman zaman dis iskelet atilarak yenilenir.

4. Arthropodlarda esas olarak her segmentten bir çift eklemli ekstremite çikarsa da çesitli gelismeler sonucunda, Arthropoda filumunun her sinifinda ekstremite sayisi degismistir.

5. Bu grupta kaslar, omurgali iskelet kaslarinda oldugu gibi, enine çizgili tiptedir.

6. Arthropodlar iç morfolojileri ile ele alinirlarsa, sindirim sistemi agizla baslar anüsle sonlanir. Barsak kanali ön, orta ve art barsak olmak üzere 3 ayri bölümden meydana gelir. Sölom boslugu küçülmüstür. Hemosöl dolasim sisteminin bir kismini olusturur. Dolasim sistemi açiktir. Kan kismen damarlarda kismen de vücut bosluklarinda (lagün=Haemocoel) dolasir. Kalp genelde boru seklinde ve sirttadir (parazit formlar hariç). Bosaltim organlari çesitlilik gösterir; Maksil bezler, anten bezler, koksal bezler veya malpiki borucuklari seklindedir. Solunum solungaç, boru veya kitap seklindeki trakelerle ve bazi durumlarda bütün vücut yüzeyi ile de yapilir. Sinir sistemi basta bir serebral ganglionla baslar; ventralde bulunan sinir kordonlari ip merdiven seklindedir. Ayri eseyli hayvanlardir. Ancak bazi türlerde partenogenetik çogalma yani döllenmeden yavru meydana getirme görülür.



Böceklerin Kökeni ve Evrimi

Prekambriyumdan önce monofiletik ikiz grup olusturan Mandibulata (Crustacea) ve Tracheata (Myriapoda ve Insecta) < büyük bir olasilikla suda yasayan ve spermalari spermatofor içinde toplanan ana kök daha sonra ikiye ayrilmis, bir grubu sularda kalarak Crustacea'yi (kabuklular), ikinci grup karaya çikarak Tracheata'yi meydana getirmistir > prekambriyumda ayrilmistir. Tracheata'ya geçis sirasinda, ikinci maksil, labium halinde kaynasarak bir agiz boslugu meydana gelmis, ikinci antenler körelmis, gövde segmentlerinin çogunda birer çift stigmayla birlikte trake sistemi olusmus, bosaltim organlarindaki degisiklikle körelen anten ve kabuk bezlerinin yerine barsak çikintilarindan olusan Malpiki tüpleri meydana gelmistir. Iki kardes grup olan Myriapoda ve Insecta ayrildiklarinda, baslangiçtaki temel yapilarini (mandibul eklemleri, abdominal üye kalintilari ve trake sistemi, Symphyla (Myriapoda), Diplura ve Thysanura'da (Insecta) bu ortak özellikler görülür) gösterirken, Myriapodlar saklanarak yasamaya uyum yaptigi için, bilesik gözlerini kaybetmeye baslamis ve saklanmaya uyum yapacak yassi vücut seklini kazanmislardir. Buna karsin böcekler serbest yasama uyum yaparak gövdenin, üç thoraks, onbir abdomen segmentinden yapili olmasi, gögüsteki kaslarin hareketi, abdomendekilerin sindirimi sagliyacak biçimde yogunlasmasi, thorakstaki paranotal loblardan kanat olusmasi ve abdomen bacaklarinin körelmesiyle Tracheata'dan farklilasmistir.

En ilkel böcek, Chilopoda'ya benzer bir atadan kök alarak gelistigi düsünülür. 3 segmentli thorax ve her segmentte birer çift bacagi olan bu yaratigin abdomen üyeleri muhtemelen yoktur veya körelmistir. Bu formlarda yavrular, erginden görünüs olarak çok az farklidirlar. Kanatlar henüz olusmamistir. Kanatsiz olan bu bes ilkel böcek takimina (ordo) Apterygota diyoruz. Bes apterygot takimdan en primitif olani Diplura'dir ve tahminen Collembola ile Protura takimlari da Diplura ya benzer bir atadan kök almistir. Bu takimlarda tibia ve tarsus kaynasmis, abdomendeki stigmalar ise körelmistir. Birçok ortak köken özellikleri olmasina ragmen Collembola ve Protura birbirine hiç benzemeyen böcekler seklinde gelismislerdir. Protura da anten körelmis ve ön bacaklar bir çift anten seklini almistir. Collembola'da ise abdomen segmentleri sayica dumura ugramis (Protura'da 11, Collembola'da 6 segment) ve 4. abdomen segmentine ait dejenere bacak, ziplama organi (furcula) seklinde gelismistir. Bu üç takimda da agiz çukurunun yanlari kaynasarak birlesmis ve agiz parçalarinin etrafini çeviren bir bosluk meydana getirmislerdir. Diger iki apterygot böcek takimi olan Microcoryphia ve Thysanura vücut yapilari ve agiz parçalari göz önüne alinirsa bu ilk üç takimdan daha basit olsalarda daha sonra kanatli böceklerin meydana gelecegi yapilari gelistirmislerdir. Bu yapilarin en önemlileri daha uzun ve kuvvetli bacaklar ile tentoryumun (iç iskelet) dorsal ve posterior kollarinin gelismesidir. Microcoryphia bütün abdomen segmentlerinde stayli tasimasina ragmen Thysanura da ilk 6 abdomen segmentinde bu stayliler körelmistir ve tentoryum parçalari çok fazla gelismistir. Vücut daha genis ve yassidir.

Bu sebeplerden dolayi, muhtemelen Thysanuraya yakin bir atadan çikan bir kol, yükselip alçalma kabiliyetini ve bununla birlikte yapisini da gelistirmesiyle böcek kanatlari ortaya çikmis ve bunun sonucu olarakta uçus ile kanatli böcekler türemistir. Kanatlarla hareket, böceklerinin patlama biçiminde gelismesini ve dallanmasini getirmistir. Ilk uçus yapabilen kanatlilarda kanat sert ve yelpaze gibi katli olup, abdomen üzerinde katlanip uzanamaz biçimdedir. Bu tür kanatlara sahip böcek takimlarina "Paleoptera" denmektedir. Paleopter takimlarin bugünkü yasiyan örnekleri Ephemeroptera ve Odonata'lardir.

Paleoptera'dan ise kanatlari vücut üzerine yatirilabilen ve katlanabilen kanatlara sahip Neuptera türemis olup bu gruba hamamböcekleri ve çekirgeler dahildir.

Böcekler paleozoik devirden yani 350 milyon yildan beri yasamaktadirlar. Bu gün için en ilkel böceklere ait kesin bir fosil kayiti elimizde yoktur. Ancak önceden de belirtildigi gibi çok bacakli (Chilopoda) bir hayvandan türemis olduklari kuvvetle muhtemeldir. Kayalarda bulunan fosil formlara göre elimizdeki ilk kayit Paleozoik'in Pensilvanian periyoduna ait olup 300 milyon yil öncesine gitmektedir. Ancak bu türlerin hiçbir temsilcisi günümüze erisememis ve nesilleri tükenmistir. Fakat hamamböcekleri ve pirimitif kanatsiz böcekler (Apterygotlar) ilk sekillerini bugüne kadar korumuslardir. Yine fosil formlara göre pensilvanian periyodun da (Carbonifer) büyük ormanliklarda kanat açikligi 30 inc= 75 cm. olan (l inc= 2.54 cm) Dragonfly (Odonata)' lara benzer böcekler yasamislardir. Palezoikin Permiyen (Perm) peryodunda buzullarin olusmasi, daglarin yükselmesi gibi yerkürede ve iklimde meydana gelen degisiklikler Holometaboli'nin (Tam baskalasim) ortaya çikmasina dolayisi ile böceklerin çesitlenmesine yol açmistir. Kabuklu böcekler (Coleoptera) ve sineklerin (Diptera) ortaya çikisi çok daha sonralara Mezozoik'in Trias periyoduna rastlamaktadir. Sinir kanatli (Neuroptera) böcekler ve kelebekler (Lepidoptera) ise 170 milyon sene önce Jura periyodunda ortaya çikmislardir. Çiçekli bitkilerin ortaya çikis devri olan Mezozoik'in Kretase periyodunda böcekler tam olarak gelisme imkani bulmus ve patlarcasina bir çesitlenme göstermislerdir. Senozoikte meydana gelmis olan ufak ve narin yapili türler bugün yasiyan örneklere aynen benzemekte olup bugün bile teshis edilebilir durumdadirlar.

Ari, sinek ve kelebek gibi gruplar tozlasmayi saglamakta ve bu nedenle bitki evrimine paralel bir evrimlesme göstermektedir. Her jeolojik dönem bir böcek grubuyla simgelenmistir. Böcekler 3. zamanin (Sönozoik) en basarili hayvan grubudur. Bu devir ise "böcek devridir" ve diger hayvan gruplarindan belirli bir üstünlük göstermislerdir. Kanatsiz böcekler diger Tracheata gruplari gibi stigmalarla solunum yapan karasal hayvanlardir. Kanatli böcekler karasal biotalari isgal ederken, bir kismi larvalarinin yaptigi ikincil bir uyumla suya geçmis ve çesitlenme daha hizlanmistir.



Böceklerin Insanlarla Olan Iliskileri

Dünya üzerinde yayilis alanlari çok genis olan böceklerin insanlarla olan iliskileri, faydalari ve zararlari nedeniyle insan tarihi kadar eskidir. Böceklerin çogu bitki ile beslendiklerinden yasam sekilleri bakimindan zararli olmaktadir. Insan hayvan ve bitkilere zarari inanilmayacak kadar çoktur. HOWARD' a göre "insanlar, ancak hastalik ve zararlilardan arta kalan mahsulü elde eder, fakat bunun bir kismini da gene onlara kaptirir. Dünyadaki mahsulün 1/3'ü böcekler tarafindan yokedilmektedir. Genel olarak ürün kaybina sebep olan çesitli faktörler ( iklim, iç hastaliklar, bakteriler, parazit mantarlar, zararli hayvanlar gibi) varsa da bunlar arasinda en önemli olani böceklerdir. Örnegin insanin yakindan tanidigi hamamböcekleri, yarim kanatlilar, güveler, karincalar, termitler, bitler, çekirgeler, pireler, tahta kurulari, sinekler gibi toplam l0 000 tür, tam anlamiyla bir sorun halindedir. Mesela bir çekirge sürüsü 2 milyon bireyden olusabilir ve ortalama agirligi 50 000 ton olabilir. Yine böceklerin çogalma gücü oldukça fazladir. Bir çekirge günde l 000, termit 15 000 yumurta birakabilir.



Böceklerin Zararlari:

l. Bitkilerin muhtelif kisimlarinin tamamen yenmesi veya bazi kisimlarinin kemirilmesi,

2. Bitki özsuyunun emilmesi ile bitki fizyolojisinin etkilenmesi,

3. Bu emme sirasinda muhtelif hastalik nedenlerinin saglamlara bulastirilmasi, üzerinde faaliyet gösterdikleri bitkilerde çürümeye sebep olmalari,

4. Ayrica tasidiklari hastaliklar nedeniyle insanlara da hastalik nakletmeleri ve milyonlarca insanin ölümüne sebep olmalari,

5. Tasidiklari parazitler nedeniyle et, süt, yumurta vs. maddelerin bozulmasi, sayilabilir.

Bunun yanisira ürünlerinden yararlandigimiz böcekler de vardir (bal arilari, ipek böcekleri, boya imalinde kullanilan kabuklu bitkiler gibi). Çiçekli bitkilerin 2/3' ü tozlasma için böceklere ihtiyaç duyarlar. Döllenmede rol oynayan böcekler ki bu grubun basinda bal arilari gelmektedir ve bu alanda temin ettikleri fayda, verdikleri balin 6-10 misli degerindedir. Zararli böcekleri öldürmek suretiyle faydali olan böcekler üretilerek, biyolojik savasta kullanilmaktadir. Bir de topragi delik desik ederek havalanmasini ve gübrelenmesini temin edenler vardir.

CLASS - INSECTA

Bütün böcekler bu siniftadir. Thorax'larin 3 segmentli olmasi ve her birinde bir çift bacak bulunmasi ile taninir. Bu sebepten 6 bacakli anlamina gelmek üzere Hexapoda'da sinif adi olarak kullanilir.



Özellikleri : Tipik bir ergin böcekte 3 vücut bölgesi ayird edilir. Ön kisimda, üzerinde göz, antenler ve 3 çift agiz parçasinin bulundugu bas bölgesi yer alir. Bunun 3 segmentten olusan ve her birinde 1 çift bacak bulunan thorax izler. Bu sinifin büyük bir kisminda 2. ve 3. segmentlerden birer çift kanat çikar. Vücudun son bölgesi abdomendir. Abdomen 11 segmentten olusur. Bu segmentlerde bacak yoktur. 8., 9. ve 10. segmentlerde sekil olarak çok degisik ve yumurta koymada ise yarayan ekstremiteler yer alir. Böceklerdeki dis iskelet diger arthropodlarda oldugu gibi hayati önemdeki organlari ve vücut seklini korumaya yarar.

Böceklerdeki belli basli iç organlara gelince:

1. Boru seklindeki bir sindirim kanali,

2. Kan pompalamaya yarayan uzun ve kapakçikli bir kalp,

3. Borucuklar seklinde trakelerden olusan bir solunum sistemi,

4. Vücudun ard kisminda disa açilan bir çift üreme organi,

5. Karmasik bir kas sistemi,

6. Beyin, çift ve segmental olarak yerlesmis ganglion ve konnektiflerden olusan bir sinir sistemi (Annelid ve Arthropodlara özgü ip merdiven sinir sistemi), bulunmaktadir.

Birkaç, canli yavru meydana getirebilen tür bir tarafa birakilacak olursa, genellikle böcekler yumurta birakir. Larvalar gelisimleri sirasinda zaman zaman deri degistirir. Her deri degistirmede vücut büyüklügü artar veya bazi özel kisimlarin olusumu gerçeklesir.

Henüz ergin olmayan böceklerde kanat yoktur. Ancak Ephemeroptera (Birgünlükler), ergin öncesi son evrede kanatlara sahip olmalari nedeniyle istisna olusturur. Larvalar bazen bacaklarin olmayisi ve hatta Arhropodlara özgü tipik organlarin bulunmayisi sebebi ile erginlerden tamamen farkli olabilir.

Taksonomik Çesitlilik ve Omurgasiz Bir Grup Olarak Basarilari:

Böcekler, çok çesitli organizmalar halinde evrimlesmistir. Bugün yasayan formlar 28 ordo (32 ordo Demirsoy) halinde siniflandirilmistir. Böcekler 1 000 000 kadar yasayan 15 000 fosil. Toplam olarak muhtemelen

2 000 000 tür ile herhangi bir hayvan grubunun erisemedigi en fazla çesitlilige ulasmis basarili bir gruptur.

Bugün Dünyada Yasamakta Oldugu Bilinen Hayvan Tür Sayisi Tablo Olarak

Grup __________ Tür sayisi

Chordata 60000

Arthropoda (böcek hariç) 73000

Insecta 900000

Mollusca 104000

Echinodermat 5000

Annelida 7000

Mollusca 2500

Platyhelminthes 6500

Nemathelminthes 3500

Trochelminthes 1500

Böcekler okyanus derinlikleri disinda yeryüzünde kutuptan ekvatora, yüksek daglardan denizlere kadar her alana yayilmislardir. Her türlü iklim kosuluna adapte olmuslardir. Genis alanlara yayilabildikleri gibi bir böcek bugday tanesi içinde bile hayat devrelerini tamamlayabilir. Bu derece basarili olmalarinda ki etken evrimsel gidislerinin büyük adaptasyon kabiliyetine imkan vermesidir. Bu doga üstü özellesmeyi söyle özetleyebiliriz:



A- Dis Iskelet

l. Kas baglantisi için genis alan,

2. Su kaybini kontrol için en uygun imkan, özellikle ufak vücutlu bireylerde,

3. Iç organlari dis zararlardan tam koruma durumu.



B- Kanat: Şiddetli rüzgarlara açik olan adalar bir tarafa birakilacak olursa böceklerin uçma yetenegi, hayatta kalma ve dagilma (dispersal) oraninini çok arttirmistir. Uçma yetenegi, beslenme ve çogalma alanlarinin genislemesini ve düsmanlardan kaçma olanagini saglar. Besininin veya konaklarinin az ve seyrek bulundugu hallerde, bunlarin elde edilebilmesine yaramaktadir. Örnegin les üzerinde beslenen bir tür, kanatlari sayesinde civarda beslenmesine uygun ölü hayvanlari kisa bir zaman içinde bulabilir.

C- Küçük Vücut: Böcek evrimi az sayida büyük fert yerine çok sayida küçük fert meydana gelmesini gerektirecek bir yol izlemistir. Bu sekilde hem az besinin yeterli olmasi hem de düsmanlardan kaçma ve gizlenme sansi artmistir. Vücudun küçük olmasi, hacme oranla yüzeyin fazla olmasini gerektirir. Böylece buharlasma katsayisi arttigi için vücut örtüsü ince olan türlerin karasal hayatta yasayabilme olanagi ortadan kalkabilir. Iste dis iskelet bu buharlasmayi kontrol eder. Dis iskelet, böceklerin küçük vücut olma olanagini saglayan en önemli etkenlerden birisidir.

D- Organlarin Uyumu: Böceklerde vücut parçalarinin adaptasyon kabiliyeti, bir tek organin farkli görevleri yapabilecegi biçimde gelismistir. Örnegin Mantislerin ve bazi Hemipterlerin ön bacaklari, avini yakalamaya ve yeme sirasinda tutmaya yaramak suretiyle bir hareket organindan çok yardimci agiz parçasi gibi islev görür. Diger hallerde de ayni yapi farkli sartlarda is görecek sekilde uyum gösterir. Örnegin solunum sisteminde meydana gelen degisiklikler su ve karasal yasama sartlarina uymayi saglar.

E- Tam Baskalasim: Tam baskalasim (Holometaboli) görülen böceklerde hayat döngüsü dört ayri bölüme ayrilir. l. Yumurta 2. Larva veya beslenme devresi 3. Pupa yani durgun sekil degistirme evresi 4. Ergin veya üreme evresi. Tam baskalasim kinkanatlilar (Coleoptera) ve sinekler (Diptera) gibi çok sayida evrimlesmis türü kapsayan böcek ordolarinda görülür. Bu tip hayat seklinde gelisme, larva evresindeki beslenmeye dayanir. Ergin evrede az çok durgun bir metabolik faaliyet vardir. Beslenme sperm veya yumurtalarin olgunlasmasi içindir. Buna göre larva ve ergin tamamen ayri habitat veya nis'lerde yasama durumunda kalir. Böylece larva gelisme için en uygun sartlari bulur. Diger taraftan ergin de döllenme, dagilma ve yumurta birakmak için en uygun ortami seçer. Tam baskalasim, bu gruba sinirsiz habitat çesidi ve besin olanaklari açmistir. Ayri ayri hayat tarzinin faydalarini birlestirme ve zararlarindan kaçinma olanagini vermistir. Bunlarin disinda büyük üreme yetenegi, bu grubun basarisinin büyük etkenidir.

Böceklerin basarili bir grup olmasinda rol oynayan faktörler türün devamini saglar. Ancak hiçbiri için en önemlisi budur diyemeyiz. Bu faktörlerin hiçbirisi tek basina böceklerin bugünkü çesitlilik ve çokluklarina erismelerinde en önemli unsur olarak ele alinamaz. Olay oldukça karisiktir. Bu faktörlerin çogunun ortak etkisi ve diger etkenlerin birlikte etkisi bu sonucun meydana gelmesine sebep olabilir. Evrimsel teoriye göre su hususlarda bilhassa önemlidir.



l. Uçma yetenekleri ve hava kitleleri araciligi ile de engelleri asabilmeleri ve yeni yerlere yerleserek fazla sayida yeni türlerin evrimlesmesi.

2. Çok sayida böcek grubunun kalitsal mekanizmasinda meydana gelen degismelerle izole populasyon tesekkülü.

III. Böceklerin Dis Yapisi (Morfoloji)

Embriyonik olarak iki tabakaya ayrilir; ektodermden meydana gelmis ve üstte kutikula; Içerisine birçok organik ve inorganik bilesigin katilmasi ile mekanik ve kimyasal etkenlere karsi olagan üstü dayanikli bir yapi kazanmistir. Suyu hemen hemen hiç geçirmediginden bu hayvanlarin kara hayatina mükemmel bir uyum yapmalarini saglamis olup gaz alis-verisi bazi eklem yerleri göz önüne alinmazsa yok gibidir. Prokutikula (ekzokutikula + endokutikula) ve epikutikula olmak üzere iki ana tabakadan olusur. Hypodermis ile epikutikula arasinda bulunan Prokutikulanin en taninmis temel bilesigi azot içeren bir polisakkarit olan ve dogada yalnizca kitinaz enzimi ile yikilabilen Kitin dir. Kitin zincirler sekonder baglarla baglanmak suretiyle, kuru agirliginin % 25-60 kadarini kitin'in ve daha çok da protein yapisinda olan, kaynar suda ve seyreltik alkolde çözünen Arthropodin denen bir maddeden olusan Miselleri meydana getirirler. Kutikulanin dis kismi, deri degistirdikten kisa bir süre sonra büyük ölçüde sertlesir buna sklerotizasyon denir. Bu sertlesmede deri degistirme hormonu olan Ektizon büyük öneme sahiptir. Vücut örtüsünün en üstteki tabakasi olan ve kitin içermeyen epikutikula, sert tabaka, kutikulin tabakasi, mum tabakasi ve dolgu tabakasi gibi kisimlardan olusmustur. altta ise kaide zarini salgilayan ve içerisinde yapisal ve islevsel olarak birbirinden farklilasmis: Örtü hücreleri (epidermis tabakasinin büyük bir kismini olustururlar ve esas görevleri örtü tabakasi olmalaridir), Salgi hücreleri (çogunlukla örtü hücrelerinin arasinda bulunurlar ve kutikula tabakasinin içerisine çikinti yaparak bir kanalla veya ortak bir kanalla disari açilirlar), Kil hücreleri (çesitli yapi ve kalinlikta olup, duyusal ve korunma olarak görev yaparlar), Duyu hücreleri ve Önositler (deri degistirmede kutikulayi yeniden salgilayan hücreler olup, erginde pigmentlerin bir çesit depo yeri olarak kullanildigi yerler olarak kabul edilirler. hücrelerin bulundugu Hypodermis ve onun altinda peritondan meydana gelmis Kutis yer alir.



Kitin (C8 H13 O5 N)x formülünde nitrojenli bir polysakkarit olup çok dayanikli bir maddedir. Su, alkol, seyreltik asit ve bazlarda erimez. Memeli sindirim enzimleri kitine etki etmez. Ancak bakteriler ve kitinaz enzimi bu yapiya etkilidirler (alkali ile muamele sonucunda renk ve sertlestirici maddeler temizlenebilir. Fakat kütükülanin esas yapisinda belirgin degisme olmaz). Kütikülanin sertligi kitin olmayan maddelerden ileri gelir ki bu maddelerinde kimyasal yapisi tam olarak bilinmemektedir. Kütikülanin sertlesmesine sklerotizasyon denir ve bu sertlesmede deri degiestirme hormonu olan ektizon büyük öneme sahiptir; Skleritizasyon gömlek degistirmeyi takiben baslar (Böcek vücudunun yapisi türe göre degisir. Hamamböceginde % 37 su, % 44 protein, % 15 kitin, % 4 yag). Sertlesmis, sklerotize olmus plakalara sklerit denir. Bu plakalar birbirinden membran bölgeler olan sinir çizgileri yani sutur ile ayrilir. Skleritler arasinda kalan kisim esnek veya membran yapisinda oldugu için haraket saglanabilir (Bu yapinin isleyici basit bir sekildedir). Sivrisinek abdomeninde dorsal ve ventral plakalar, yanlarda akordion seklinde katlanan bir membran araciligi ile birlesmistir. Kanla beslenme sirasinda dorsal ve ventral plakalar birbirinden uzaklasir, abdomene pompalanan kan artikça uygun olarak yanlardaki membranin katlari açilir. Çok fazla genisleme halinde enine kesit az çok daire seklindedir.

Plakalarin membranla birlesmesinin çok görülen diger bir seklide teleskop halkalari seklindeki baglantidir. Vücut büzülmüs halde iken halkalar birbiri üzerine oturmus, uzadigi durumda ise halkalar disariya dogru membranlarin sinirina kadar itilir.

DERI DEĞIŞTIRME

Böcegin büyümesi vücut örtüsü ile sinirlandigindan, özellikle larva evresinde, deri zaman zaman atilarak, Ektizon hormonunun etkisi altinda epidermis tabakasi tarafindan yeniden olusturulur. Ilk olarak epidermis hücreleri tarafindan salgilanan bir çok enzim endokutukulayi eritirken, epidermisin üst kisminda yeni bir kutikulin tabakasi olusarak bu enzimlerin daha içteki dokulari ve epidermis tabakasini eritmesini önler. Yeni olusan bu tabaka eski epikutikulanin yerini alacaktir. Eriyen endokutikulanin olusturdugu bosluga eksovial bosluk bu boslukta toplanan siviya daeksovial sivi denir. Endokutikula sivi hale geçtikten sonra, örtü hücreleri tarafindan emilir ve yeni olusan kutikulin tabakasinin altinda yeni epikutikula tabakalarinin en içteki kismini salgilamaya baslar. Bu olayin tümüne birden Ecdysis denir. Derinin yirtilma yeri türlere göre degismekle birlikte çogunlukla kafanin dorsalinde ve kismen boyun kisminda olusan "T" biçiminde bir yariktir. Burada ekzokutikula ya çok zayif olusur veya tamamen kaybolur, endokutikulanin da büyük bir kismi emildiginden, abdomenin kasilarak hemolenfi bas ve gögüse pompalamasi ile olusan basinçla burasi yirtilir ve hayvan yariktan disari süzülerek çikar. Deri degistikten sonra yeni olusan üstderi yumusak ve esnek oldugundan hayvan, hava ya da su yutarak hacmini büyültür. Bu sirada kaslar, hemolenf basincinin, hava basincindan daha fazla olmasini saglamak için sürekli kasilmis durumda kalir. Eski derinin altina kivrilmis ve katlanmis durumda bulunan yeni deri bu basinçla açilarak düzelmeye baslar. Büyüme sklerotizasyonun tam olusmasina kadar devam eder. Sertlesme deri degisimi ile baslamasina karsin, kinonun olusmasi için bol miktarda oksijene gereksinim olmasi nedeni ile, ancak belirli bir süre sonra saglanabilir. Bu süre zarfinda böcek her türlü tehlikeye karsi korunmasizdir.



Dis ve Iç çikintilar:

Dis çikintilar: Böcek vücut duvari birçok sayida iç ve dis çikintilara sahiptir. Vücut duvarinin disariya dogru yaptigi çikintilar mahmuz, pul, diken ve kil gibi çesitli sekillerde olur. Bunlarin bazilari sadece kutikulada, digerleri de her 3 vücut tabakasinda yer alir. Hipodermis hücreleri tarafindan meydana getirilir. Bazi dis çikintilar da esas epidermal hücrelerin disa dogru büyümesinden ibarettir . Bunlar, çesitli uyarimlari alma ve ses çikarma gibi faaliyetler yönünden çok önemlidirler.
  1   2   3   4   5   6   7   8   9


База данных защищена авторским правом ©shkola.of.by 2016
звярнуцца да адміністрацыі

    Галоўная старонка